Evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2010 Pazartesi

Kuyruklu yıldız, Güneş'e yem olacak!

Yeni keşfedilmiş olan kuyruklu yıldızın çok talihsiz bir yörüngesi var...

Küçük, yeni keşfedilmiş kuyruklu yıldız, Güneş Sistemi'nde yeni yeni kazanmaya başladığı ününün keyfini süremedi...
 
NASA tarafından yakalanan görüntülerde, yeni keşfedilmiş olan Kreutz kuyruklu yıldızının, "ölümü" belgelendi.

Fotoğraflarda küçük kuyruklu yıldızın (video görüntüsünün sol alt köşesinden ortaya doğru hareket eden obje) doğrudan güneşe gidişi görülebiliyor.
Bu gidişat, Kreutz için hiç de iyi sonuçlanmayacak ve kuyruklu yıldız yanarak yok olacak.
 
Kreutz'un, 2000 yıl kadar önce küçük parçalara ayrılan devasa bir kuyruklu yıldızın kalıntılarından biri olduğu düşünülüyor.
 
Video görüntüsünde, Güneş fırtınasının nasıl oluşup, uzaya yayıldığı da izlenebiliyor.

 http://www.milliyet.com.tr/kuyruklu-yildiz-gunes-e-yem-olacak-/yasam/sondakika/15.03.2010/1211529/default.htm?ver=08

10 Kasım 2009 Salı

CERN'i ekmek kırıntısı durdurdu

Yüzyılın en büyük deneyini bir kuşun düşürdüğü ekmek kırıntısı durdurdu.

Yüzyılın en büyük deneyinin gerçekleştirileceği CERN'de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC)'nın içine ekmek parçası kaçtığı için, bazı bölümlerinin aşırı ısınma sonucu bozulduğu açıklandı.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC), bir kuşun düşürdüğü ekmek parçası yüzünden tamamen durduruldu. Hızlandırıcının proton çarpışmasına sahne olacak tünel kısmı dışındaki aksamın bir bölümünde meydana gelen olay ertesinde, LHC'de ek güvenlik önemleri alınmasına karar verildi.

Popular Science dergisinin haberine göre olay meydana geldiğinde hızlandırıcı bekleme modundaydı. Ancak hassas dedektörlerle donatılmış bulunan hızlandırıcıya düşen ekmek parçası, bazı bölümlerde normalin üstünde ısınmaya yol açtı.

LHC yetkilileri, küçük kazanın LHC'nin bu ay sonunda planlanan deneyi geciktirmeyeceğini açıkladı. Ancak dünyanın en karmaşık ve büyük makinesi olarak nitelendirilen LHC'deki güvenlik önlemlerinin derecesi bir kez daha tartışma konusu oldu.

12 Şubat 2009 Perşembe

ABD ve Rus Uyduları Çarpıştı

Tarihte ilk kez dünya yörüngesinde dönen iki uzay aracı birbiriyle çarpıştı.

Nasa'dan bir sözcü, çarpışmanın 1997 yılında uzaya fırlatılan özel sektöre ait bir Amerikan iletişim uydusu ile, 1993'de yörüngeye oturan ve artık kullanılmayan bir Rus askeri uydusu arasında meydana geldiğini söyledi.

Çarpışma Sibirya'nın üzerinde yerküreden yaklaşık 800 kilometre uzakta gerçekleşti.

Nasa, çarpışma ertesinine ilişkin ayrıntıların birkaç hafta içinde belirleneceğini söylerken, diğer uzay faaliyetlerine olası etkisine düşük bir ihtimal veriyor.

Uydulardan birinin 560, diğerinin ise 950 kilogram olduğu bildiriliyor.

Çarpışmanın saatte 30 bin kilometreden fazla bir hızda gerçekleştiği tahmin ediliyor.

Sibirya'nın kuzeyi üzerine düşen bölgede meydana gelen çarpışmanın etkisiyle uyduların parçalarından dev bir bulutun oluştuğu söylendi.

Uluslararası Uzay İstasyonu ve gelecek ay uzaya fırlatılacak mekik için ciddi bir tehdidin söz konusu olmadığı, ama uzmanların gelişmeleri yakından izledikleri bildirildi.

Uzaydaki onbinlerce nesnenin hareketleri düzenli bir şekilde takip ediliyor; ama iki uydunun şiddetli çarpışmasıyla açığa çıkan ve kontrolsüz hareket eden parçaların diğer uydulara hasar verebileceğinden kaygı duyanlar var.

Bilimadamları, kazaya karışan uyduların enkazının dünya atmosferine girişte yanacağını düşünüyor.

http://www.sansursuz.com/haberler/templates/sansursuz.asp?articleid=77112&zoneid=2&y=

11 Şubat 2009 Çarşamba

İşte dünyanın dönerken çıkardığı ses

Hiç Dünya kendi etrafında dönerken nasıl bir ses çıkarıyor merak ettiniz mi? Merak etmeseniz bile farklı amaçlarla evrenin gizemlerini çözmek için uzaya gönderilen uzay gemilerinin kaydettiği sesleri duyduğunuzda çok şaşıracaksınız!

Kulaklarımız o kadar hassas ki en küçük seslerden tutun da çok en gürültülü seslere kadar herşeyi büyük bir netlikle duyabiliriz. Öyle mi? Tabii ki hayır!

Geceleri ağzımızdaki küçük bakterilerin dişlerimizde meydana getirdiği etkiyi, yani o sesi duymamız nasıl imkansızsa, dünyanın kendi etrafında dönerken çıkardığı sesi de duymamız bir o kadar olanaksız. Yoksa uyuyamazdık.

Bilim işte bu noktada boş durmayıp keşfediyor. Linkte bulunan sayfada dünyanın dönerken çıkardığın sesi dinleyeceksiniz. Linkte ayrıca NASA'nın uzaya fırlattığı Gemini, Mercury ve Apollo gibi araçları uzayda kaydettiği seslere de şahit olacaksınız.

Bu inanılmaz keşif için linki açtıktan sonra istediğiniz gezegenin üzerine tıklayın ve kendinizi uzayın derinliklerinden gelen seslere bırakın.

http://www.ekolay.net/haber/haber.asp?pid=9&haberid=594061&ver=39#

24 Ocak 2009 Cumartesi

Uzaydan dünyaya ışık bombardımanı

NASA, kaynağı bilinmeyen artan miktarda yüksek enerjili elektronlarn dünyaya gönderildiğini açıkladı.Kozmik ışıkların DNA’ya çarpmasının ciddi hasarlara neden olabileceği belirtiliyor.

ANKARA - Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) resmi internet sitesinde yer alan habere göre, dünya güneş sisteminin dışında, farklı bir kaynaktan gelen kozmik ışınların bombardımanı altında.

NASA’nın resmi internet sitesinden verilen habere göre, farklı uluslara mensup üyelerden oluşan bir araştırma grubu, şaşırtıcı bir şekilde artan miktarlarda yüksek enerjili elektronların, uzaydan dünyayı bombardımana tuttuğunu keşfetti. Daha önce dünya, kozmik ışınlara maruz kalsa da, bu kez ışınların güneş sisteminin dışında bir kaynaktan, dünyaya ulaşması bilim insanları tarafından heyecanla karşılandı. Habere göre, bu kozmik ışınların kaynağı bilinmiyor ancak, bu kaynağın güneş sistemine yakın olduğu ve karanlık maddeden oluşabileceği olasılığı üzerinde duruluyor.

Bunu büyük bir keşif olarak nitelendiren, Louisiana Üniversitesi’nden John Wefel ise "Kozmik ışınların farklı bir kaynaktan gelişine ilk kez tanık oluyoruz” diyor.

Galaktik kozmik ışınlar, ışık hızına yakın bir süratte yol alan ve uzak süpernova patlamalarından meydana gelen atom altı parçacıklarından oluşuyor. Bu ışınlar yüksek enerji parçacıklarından meydana gelen ince bir sis oluşturarak, Samanyolu boyunca toplanıyorlar ve her yönden güneş sistemine giriyorlar. Kozmik ışınların büyük bir bölümünü protonlar ve ağır atom çekirdekleri ve az bir kısmını da elektron ve foton karışımı oluşturuyor.

DNA’YA ÇARPMASI CİDDİ HASAR DEMEK

Kozmik ışınların DNA’ya çarpmasının ise ciddi hasarlara neden olacağı söyleniyor. Yüksek enerjili bir kozmik ışın parçacığının, canlı hücrenin yapısını bozacak hatta genetik malzemeyi (DNA) olumsuz yönde değiştirecek etkileri olduğu belirtilirken, ışınların bir başka etkisinin de uyduları ve yeryüzündeki elektrik interkonnekte hatlarını bozması olduğu kaydediliyor. (anka)

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=&ArticleID=909424

16 Ocak 2009 Cuma

SAMANYOLU BİLİNENDEN DAHA HIZLI ÇIKTI

Bir grup astronom, Güneş Sistemi'ni de kapsayan Samanyolu Galaksisi'nin bugüne kadar düşünülenden çok daha hızlı döndüğü ve yüzde 50 daha büyük olduğunu tespit ettiklerini açıkladı.

Samanyolu'nun saatte 900 bin kilometre hızla döndüğü, Dünya'nın ise galaksinin merkezine 28 bin Işık yılı uzaklıkta olduğu tespit edildi.

Evrende böylesine süratle dönerken ise, biz tek bir baş dönmesi bile hissetmiyor, bu süratten etkilenmeksizin yürüyor, koşuyor ve uyuyabiliyoruz.

Kaynak:
http://www.genbilim.com/content/view/6450/52/

6 Aralık 2008 Cumartesi

Dünyamıza Kalkan Olan Uzay Fırtınaları

"Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar." (Enbiya Suresi, 32)

Bilimsel gözlemler atmosferimizin dış kısmında uzay fırtınalarının yarattığı enerjiyi bir ısı kalkanı gibi emen bir koruyucu alanın mevcut olduğunu ortaya koymuştur. Gezegenimizi çevreleyen bu kalkan tabaka elektrik yüklü gaz ya da plazma bulutu oluşturup yeryüzünde yaşamı imkansız kılabilecek uzay fırtınası enerjisinin, atmosferin daha alt katmanlarına ulaşmasını engellemekte ve bu sayede Dünya'daki yaşamın sürmesi için hayati öneme sahip olan bir görevi yerine getirmektedir.

Elektrik yüklü plazma bulutu o kadar sıcaktır ki; bu bulutu oluşturan tanecikler ısı yayarak bazen orta ve üst yörüngelerdeki uyduların çalışmalarını engellemektedir.

Günümüze kadar, uzay fırtınalarının oluşturduğu enerji taneciklerinin, Güneş'in meydana getirdiği rüzgarlar tarafından tutulduğu düşünülüyordu. Ancak bu görüşün aksine, NASA'nın Image adı verilen uzay mekiğinin çalışmaları sırasında ortaya konan bu keşif, atmosferin üst katmanlarından biri olan iyonosferin uzay fırtınalarına aktif olarak etki ettiğini kesin olarak ortaya çıkarmıştır.^

Uzay Kalkanının Faaliyeti

Dünyanın uzay fırtınası kalkanı, iyonosferin dış kısmına ait olan, elektrik yüklü tanecikler içeren 300–1000 kilometre genişliğindeki ince bir tabakadır. Stephen Fuselier, Journal of Geophysical Research'te bu konuyla ilgili yayınlanan makalesinde şu sözlere yer vermektedir:

"Uzay mekiğinin ateşli geri dönüşü sırasında, aşırı sıcakta ısı kalkanının dış tabakalarını dökerek feda etmesi gibi, Dünyamızın kalkanı da kendi yüklü taneciklerini uzaya bırakarak uzay fırtınalarının enerjisini emmektedir." (Lockheed-Martin Advanced Tech. Center, Palo Alto, Calif.)

Dünyamız son derece hassas dengelere bağlı bu mucizevi durum sayesinde uzay fırtınalarından korunmaktadır. Bu özel korumalı sistem elbette ki kendi kendine oluşmamıştır. Evrendeki mükemmel düzen Rabbimiz'in kusursuz yaratışıyla meydana gelmiştir.

Fırtına kalkanı sayesinde zararlarından korunduğumuz bir diğer tehlike de güneş rüzgarlarıdır. Saniyede yaklaşık 400 kilometre hızla esen güneş rüzgarları Dünya'nın manyetik alanından hızla geçip ilerleyen elektrik yüklü parçalardan oluşur. Bu yolculuk esnasında milyonlarca amperlik korkunç bir elektrik akımı ortaya çıkar. Bu elektrik akımı da Dünya’nın gözle görülemeyen manyetik alan çizgilerine doğru akar ve özellikle kutup bölgelerinde trilyonlarca watt'lık enerji, atmosfere pompalanır. Dünyamızın fırtına kalkanı olmasaydı, bu çok büyük elektrik akımından gelen ısı, Dünyadaki yaşamı imkansız hale getirecekti.

Dünya’nın manyetik alanı sayesinde, güneş rüzgarlarının atmosferimize doğrudan çarpması ve zamanla meydana gelecek aşınmalar engellenmiş olmaktadır.

Herşeyden haberdar olan Rabbimiz'in yarattığı eşsiz sistem sayesinde güneş rüzgarları manyetosfere çarpar ve gezegenimizin etrafını kuşatırlar. Bu patlamalar, Güneş'teki patlamalar ile birlikte daha büyük bir hıza ve yoğunluğa ulaşır, ardından uzay fırtınalarının da bu patlamaya eklenmesiyle çarpmanın şiddeti çok daha büyük bir boyuta ulaşır. Tüm bu yoğun fırtına bombardımanına maruz kalan Dünyamız, Allah'ın üstün yaratışının delillerinden olan bu kalkan sayesinde korunmaktadır.

Korunmuş Bir Tavan Olan Gökyüzü

Gökyüzünü seyreden insanlardan çoğunun aklına atmosferin koruyucu yapısı gelmeyebilir ancak atmosferimiz sanki Dünyamızı korumak için mücadele eden şuurlu bir varlık gibi hareket eder. Tüm bilimsel gözlemler, Dünya'daki yaşamın atmosferin bu özelliği sayesinde korunduğunu kanıtlamaktadır. Bu da, Allah'ın kusursuz yaratışı ile atmosferi hizmetimize verdiğini bize göstermektedir.

Bu noktada dikkati çeken çok önemli bir nokta da, Allah'ın atmosferde yarattığı bu mükemmel sistemi Kuran-ı Kerim'de bildirmiş olmasıdır. 21. yüzyıl biliminin yeni tespit ettiği atmosferin koruyucu bir kalkan oluşturması hakkındaki bir Kuran ayeti şöyledir:

"Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar." (Enbiya Suresi, 32)

Atmosferin Geri Döndürme Özelliği

Atmosferin Kuran'da bildirilen bir diğer önemli özelliği de, dönüşümlü bir sisteme sahip olmasıdır.

Atmosferin en dıştaki iki tabakası iyonosfer ve manyetosferdir. İyonosfer, yeryüzünden yayınlanan radyo dalgalarını yeryüzüne geri yansıtarak yayınların uzak mesafelerden de algılanmasını sağlar. Manyetosfer ise Güneş'ten ve diğer yıldızlardan yayılan zararlı radyoaktif parçacıkları, yeryüzüne ulaşmadan uzaya geri döndürür.

Bütün bunlar, atmosferde son derece özel bir geri döndürme sistemi olduğunu gösterir. Dünya'da canlılığın devamı için en uygun ortamın hazırlanmış olması Allah'ın kusursuz ve uyumlu yaratışının delillerindendir.

Allah Kuran'da tüm yarattıklarının sahibi olduğunu ve herşeyin Kendisi'ne gönülden boyun eğdiğini bildirmiştir. Bakara Suresi'ndeki ayetlerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"... göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, tümü O'na gönülden boyun eğmişlerdir. Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse OL der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi, 116–117)

http://ilmimercek.net/?Pg=Detail&Number=11616