güneş enerjisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güneş enerjisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2010 Çarşamba

GÜVE GÖZLERİ


Güvelerin gözleri, güneş enerjisini daha etkin şekilde kullanmamızın yollarını gösteriyor


Güneş enerjisinden etkin şekilde yararlanamayışımızın önündeki en büyük engel enerjiyi toplayan güneş gözelerinin henüz yeterince verimli olmamasıdır.

Florida Üniversitesi’nden Peng Jiang’a göre bu sorunun bir kısmı, silikonun ışığı yansıtan bir yapıya sahip olmasından kaynaklanıyor.

Güneş enerjisinden etkin şekilde yaralanmak için, güneş gözesine düsen ışığın büyük bölümünün yansımadan emilmesi gerekiyor. Henüz test edilen yeni bir uygulama, güvelerin göz yapısından ilham alıyor.

Güve gözü, özel yapısı sayesinde ışığı fazla yansıtmıyor. Güveler bu özelliği gece yırtıcılarından korunmak için kullanıyor. Işığı yansıtmayan gözleri gece yırtıcıları fark edemiyor.
 
Güvelerin gözlerinde sıralı olarak dizilmiş birçok çıkıntı bulunuyor. Bu çıkıntılar yansımayı en aza indiriyor.


Sıvı bir çözeltinin içinde bulunan nano-parçacıklar ince bir silikon tabakanın üstüne konuluyor. Hızla döndürülen silikon tabakanın üzerindeki nano-parçacıklar yüzeye yayılıyor. Oluşan bu dağılım silikon yüzeye islenerek silikonun üzerindeki çıkıntıların oluşması sağlanıyor.

Bu yöntem, su an kullanılan, güneş gözelerinin üzerinde gördüğümüz mavi-lacivert renkli kaplamadan daha ucuza elde edilebiliyor. Ayrıca su anda kullanılan kaplama yaklaşık %35 – %40’lık bir yansıma oranı sağlarken, yeni sistem %2’den az yansıma oranı sunuyor.

Kaynak:

Fotograf: T. Clausnitzer, University Jena

26 Mart 2009 Perşembe

FOTOSENTEZ YAPAN DENİZ SALYONGOZU

Biyoloji profesörü James Manhart tarafından deniz salyongozlarının sırrı keşfedildi.


Bitkiler, güneş enerjili makinelere benzetilebilir. Hücrelerinde güneş ışığını yakalayıp enerjiye dönüştüren plastid adı verilen organeller vardır. Hayvanlar ise, enerji ihtiyaçları için bitkilere ya da diğer hayvanlara başvurmak durumundadır.


Deniz salyongozları ise, biraz daha farklı çalışır. Ana besin kaynağı, belirli bir alg türüdür. Alg’den bir kesit alır ve sitoplazma’yı (algin içindeki maddeyi) emer ve çoğunu sindirir.


Ancak güneş enerjisini yakalayan plastid’i sindirmez, plastid’i bir nevi alıkoyar.


Bu plastid salyongozun içinde kalır ve fotosentez yapmaya devam ederek salyongoza besin sağlar. Bunun bir etkisi olarak da, canlı güneş enerjili bir salyongoza dönüşür ve aynı bitkiler gibi kendi besinini kendi üretir hale gelir.


Manhart “Fotosentez için 2,000 -3,000 gene ihtiyaç vardır ve hayvanlarda bu hayati genlerin çoğu yoktur. Deniz salyongozunun çekirdek genomundaysa fotosentez için gerekli olan en az bir gen bulunmaktadır. Kritik olan ise plastid algden gelir; ancak salyongozun çekirdeği plastidi işletebilmek için gerekli en az bir ve muhtemelen de daha çok gene sahiptir” demektedir.


Deniz salyongozlarının bu nedenle, alglere ihtiyaçları vardır. Ancak sadece plastidi algden elde eder. Güneş enerjisini yakalayıp besine çevirebilmesi için gerekli plastidi algden alır; ancak plastidi çalıştıracak sistemle beraber doğar.


Elbetteki salyongozun önce bitkileri inceleyip nasıl fotosentez yaptıklarını çözümlemesi, plastidin varlığından haberdar olması, algden aldığı parçada plastidi ayır ederek saklaması ve daha sonra vücudunda plastid tarafından yakalanan güneş enerjisini şekere çevirecek bir sistem geliştirmesi imkansızdır.


Kaynak:

http://www.sciencedaily.com/releases/2008/11/081125112958.htm