biyomimetik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biyomimetik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2010 Cumartesi

Bıçak Balıkları ve Gymnobot Projesi


İngiltere Bath Üniversitesi’nden bilim insanları sualtı araştırmalarında etkisinin büyük olacağına inandıkları bir robot geliştirdiler. Araştırmacılar, Gymnobot adını verdikleri bu deniz altı robotunu tasarlarken Gymnotiformes takımı üyesi olan bıçak balıklarından esinlenmişler. Daha önce de balık hareketlerini taklit ederek yüzen robot-balıklar yapılmıştı, ama bu seferki biraz farklı.

Bıçak balığı suda hareket etmek için gövdesinin altında boylu boyunca uzanan yüzgecini kullanıyor.

Gövdesini sabit tutarken uzun yüzgeciyle dalgalar meydana getiriyor ve bu şekilde yüzüyor.

Araştırmacılar, bu yeni yüzme yönteminin bilinen pervaneli yöntemlerden daha çok enerji tasarrufu sağladığını ayrıca geleneksel denizaltı robotlarının aksine Gymnobot’un daha hafif ve daha verimli olduğunu üstelik yosunlara takılacak pervanesi olmadığı için de sığ sularda yürütülen araştırmalara daha uygun olduğunu belirtiyorlar.

Gymnobot gibi robotların kıyılarda ve hızlı akan nehirlerde biyo-çeşitlilik çalışmaları yapılmasında ve bu alanlarda çevre kirliliğinin olup olmadığının saptanmasında da kullanılabileceği belirtiliyor.

Geçtiğimiz günlerde, hem araştırmanın gerçekleştirildiği laboratuara hem de Avrupa’daki altı enstitüye, akıntılara karsı yüzebilen ve su akısına tepki verebilen benzer bir robot üretmeleri için yüklü bir destek sağlandı.

Araştırmacıların Gymnobot’u tanıttıkları bir videoya şuradan erişilebilir:
http://www.bath.ac.uk/play/video/1253632980

Kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases/2009/09/090921091835.htm
12.10.2009 Tarihinde Bilim Teknik dergisinde yayınlanmıştır.

15 Nisan 2009 Çarşamba

İNSAN YÜZÜNDE BARKOD SİSTEMİ MUCİZESİ

Etrafımıza baktığımızda, bir sürü yüz görürüz. Tanıdığımız birinin yüzünü ise; ne kadar kalabalık bir ortam olursa olsun fark etmemiz sadece birkaç saniye alır.

Bu, görsel kortekste gerçekleşen oldukça kompleks bir süreçtir.

Beyindeki yüz tanıma sürecinin nasıl gerçekleştiğini araştıran bilim adamları, oldukça şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşmışlardır.

Yapılan araştırmalarda, yüzün beyin tarafından okunabilen bir barkod sistemine sahip olduğu keşfedilmiştir.

İlk önce kaşlar, gözler, dudaklar gibi yatay çizgi oluşturan özelliklerin beyin tarafından algılanmasından sonra, bu çizgilerin siyah ve beyaz renklerde kodlandığı belirlenmiştir.

Cilt ve yanaklar parlaklıkları nedeniyle beyaz olarak, dudaklarımız kaşlarımız ve göz çukurlarımızın da gölgelikleri nedeniyle siyah olarak kodlandığı tespit edilmiştir.

Araştırmayı yürüten Dr. Dakin “Bu şekildeki yatay bilgi çizgileri, süpermarket barkodlarını anımsatmaktadır” diyerek bu kod sistemine dikkat çekmiştir.

Süpermarket barkodları, bilgi sağlamanın etkin bir yoludur. Düz, tek boyutlu çizgiler sayı gibi 2 boyutlu karakterlerin algılanmasından çok daha kolaydır.

Çiçekler, manzaralar gibi farklı doğa görüntülerini inceleyen araştırmacılar, bu “barkoda elverişli sistemin” sadece yüzde olduğunu fark etmiştir.

Barkod, motif olarak, beynin görsel kısmında tanınması açısından çok daha elverişli bir modeldir. Birden fazla görüntünün beynin görsel korteksinde işlendiği durumlarda, farklı görüntüler içerisinden barkodu ayırt etmek daha kolaydır ve bu sayede de yüzün görüntüsünün beyinde değişmemesini sağlar.

Bu nedenle de, ne kadar hızlı hareket ederse etsin ya da ne kadar fazla görsel öğenin bulunduğu bir yerde bulunursa bulunsun, yüz her zaman tanınır.

Yüksek hızda hareket eden cisimlerin bulunduğu alanlarda, fotoğraf makineleri çektikleri görüntüyü aktarırken görüntünün arkasından uzayan bulanık yansıma görüntüler göze çarpar ve görüntünün kalitesi bozulur. Ancak yüz ne kadar çok sayıda hızlı hareket eden cisimlerin bulunduğu ortamda olursa olsun, her zaman tanınabilir.

Dr. Dakin, yüzdeki bu barkod sisteminin “daha iyi yüz tanıma yazılımları” geliştirmek açısından çok önemli olduğu görüşünde. Yüz tanıma programları her ne kadar ilerlemiş olursa da olsun, kalabalık gibi kompleks sahnelerde yüzleri tanımada henüz pek başarılı değiller. Yüzdeki bu kod sisteminin taklit edilmesiyle birlikte , polislerin havaalanında suçluları tespit etmesine yardımcı olacak CCTV kameralarının gelişmesi de sağlanmış olacak.

Kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases/2009/04/090413202728.htm

15 Şubat 2009 Pazar

SELÜLOZDAN SÜPER KAĞIT GELİŞTİRİLDİ

Japonya ve İsveç’teki bilim adamları bitki hücrelerinin duvarlarındaki selülozdan yeni bir materyal geliştirdiler.

Süper kağıt adı verilen bu malzeme, dökme demirden daha dayanıklı ve sağlam… Üstelik de çevreye dost.

Önceleri de selülozdan başka malzemeler geliştirilmiş olmasına karşın, bu malzemeler tüm dayanıklıklarına rağmen baskı altında kolayca kırılıp bozulabiliyorlardı.

Ancak; yapılan deneylerde süper kağıtın dökme demirden bile daha sağlam ve dayanıklı olduğu tespit edildi.

Hatta, o kadar dayanıklı ki bilim adamları gelecekte bu malzemeyi hafif ama dayanıklı zırhlar geliştirmekte kullanmayı ümid ediyor.

Kaynak: http://www.eurekalert.org/features/kids/2009-01/acs-ps012909.php